<p>ABD’de toplam takipçi sayısı milyonları bulan bazı sosyal medya ünlülerinin kısa süre önceki paylaşımları dikkat çekiciydi. Daha çok “ışıltılı” hayatlar, annelik deneyimi, sağlıklı yaşam, çocuk bakımı gibi konularda videolar paylaşan isimler, arka arkaya, yapay zekânın kendilerine ne kadar yardımcı olduğunu anlatan videolar yayınladılar. Videolarda bu teknolojinin liderinin ABD olması gerektiği yönünde vurgu dikkat çekiyordu. Wired Dergisi’nin <a href="https://www.wired.com/story/super-pac-backed-by-openai-and-palantir-is-paying-tiktok-influencers-to-fear-monger-about-china/" target="_blank" rel="noopener">haberine</a> göre, video başına yaklaşık 5 bin dolarlık ödemelerin yapıldığı bu kampanyaların arkasında “Build American AI” (Amerikan yapay zekâsı üret) inisiyatifi vardı. Onun arkasında da geçtiğimiz haftalarda yayımladıkları teknofaşist manifestoyla <a href="https://www.birgun.net/makale/tekno-fasizm-eski-dusmana-yeni-maske-709102" target="_blank" rel="noopener">gündeme gelen</a> Palantir şirketi ve Open AI, Perplexity gibi diğer yapay zekâ devleri... </p>
<p>Yapay zekâ şirketleri ve bunlara yatırım yapan teknoloji şirketleri öyle büyük paralara hükmetmeye başladılar ki artık yeni güç odakları oldular; ekonomik güç onlara politikaları etkileyebilme, hatta zaman zaman belirleme olanağı sağlıyor. </p>

<p>ABD merkezli iş ve teknoloji araştırmaları şirketi Gartner’a <a href="https://www.gartner.com/en/newsroom/press-releases/2026-1-15-gartner-says-worldwide-ai-spending-will-total-2-point-5-trillion-dollars-in-2026" target="_blank" rel="noopener">göre</a>, dünya genelinde yapay zekâ harcamaları 2026’da 2,5 trilyon dolara ulaşacak. ABD’de yatırımların “aslan payı” kamudan değil, özel sektörden geliyor. Burada özel sektörün yapay zekâ yatırımları 2024 yılında 109,1 milyar dolardı. Bu rakam, Çin’deki yatırımın yaklaşık 12 katıydı. </p>
<p>Bu yatırımları yapanlar elbette işi şansa bırakmak istemiyor ve kâr güdüsüyle bu teknolojinin gelişmesine ket vurabileceğini düşündükleri düzenlemelere karşı yoğun lobi faaliyeti yürütüyorlar. Öyle ki artık teknoloji ve yapay zekâ lobisi, ABD’nin geleneksel olarak en güçlü lobilerinden ilaç ve silah lobileriyle birlikte anılıyor.</p>
<h2>PARANIN GÜCÜ: LOBİLER VE “SİYASİ EYLEM KOMİTELERİ”</h2>
<p>Türkiye’de lobi denince akla gelenlerle ABD’deki işleyiş arasında farklar var. Burada genellikle tabanı konsolide etmeye yarayan, sorunları dışsallaştırmak için devreye sokulan muğlâk bir düşman kategorisi tanımı olarak kullanılıyor. Tayyip Erdoğan’ın ekonomideki tüm olumsuzlukları havale ettiği “faiz lobisinin” yanı sıra “savaş lobisi”, “LGBT lobisi”, “korku lobisinden” bahsetmişliği var. Aynı kavramı sıklıkla kullanan bir diğer isim Devlet Bahçeli, “mütareke lobisi”, “firavun lobisi”, “yıkım lobisi”, “köksüzler lobisi” gibi tanımlarla kavramın sınırlarını gündeme göre epey esnetebiliyor. </p>
<p>Gerçekte lobiciliğin ne olduğunu anlamak için ABD’ye bakmak gerekiyor. Burada çeşitli çıkar gruplarının lobi şirketleriyle çalışarak yasa yapım sürecini etkilemeye çalışması, sıkı denetime tâbi yasal bir süreç. Örneğin Axios’taki bir <a href="https://www.axios.com/2025/10/21/tech-lobbying-insights-q3" target="_blank" rel="noopener">habere</a> göre, sadece 2025’in Temmuz, Ağustos, Eylül aylarındaki üç aylık dönemde büyük teknoloji şirketlerinden Meta 5,8 milyon dolar, Amazon 4,4 milyon dolar ve Google 3,6 milyon doları lobi faaliyetlerine harcadı. </p>
<p>Siyasette etki yaratmak amacıyla para harcanan bir diğer mekanizma, İngilizce kısaltması “PAC” olan siyasi eylem komiteleri ve buna benzeyen bir diğer yapı “Super PAC”. İlki doğrudan kongre adaylarına 5 bin, partilere 15 bin dolar bağışlanabilmesini mümkün kılarken, “Super PAC” sisteminde adaya doğrudan bağış yasak; ancak burada bir harcama limiti de yok. Yani aslında kendi politikalarınızı destekleyen adaylara uygun mesajlara para yatırıp, hoşunuza gitmeyen politikalar için olumsuz kampanyaları finanse edebiliyorsunuz. Bu sistemde binler değil, milyonlarca dolar söz konusu. Parası olanı ödüllendiren bu mekanizmalar siyasette eşitsiz temsil ve rekabet tartışmalarını da doğuruyor. Ancak eleştirilere rağmen “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendiriliyorlar. </p>
<p>İşte yazının girişinde değinilen “Amerikan yapay zekâsı üret” adlı organizasyon da yapay zekâ destekçisi bir siyasi eylem komitesinin parçası. Bu komitenin adı “Geleceğe Yön Vermek” ve 140 milyon dolarlık bir kaynak açıkladı. ABD’deki yasama organı Kongre için seçimler yaklaşırken toplanan paralar “yapay zekâ” şirketi dostu politikacılar ve kampanyalar lehine harcanıyor. </p>
<h2>YAPAY ZEKÂ ŞİRKETLERİ NE İSTİYOR?</h2>
<p>İstedikleri denetim ve düzenlemelerin kıyasıya süren yarışta önlerini kesmemesi. ChatGPT’yi piyasaya süren Open AI şirketi kurucusu Sam Altman geçtiğimiz yıl “ABD’nin teknoloji şirketlerine belirli kriterleri dayatmasının felaketle sonuçlanacağını” <a href="https://www.ft.com/content/52ae52f1-531e-462f-898f-e9f86b3b1869?syn-25a6b1a6=1" target="_blank" rel="noopener">söylemişti</a>. Yapay zekânın patronları, eyaletlerin tek tek düzenlemeler yapmasına da karşı çıkıyorlar. Bu konuları gayet iyi geçindikleri federal hükümet, yani Washington’la görüşmeyi tercih ediyorlar. Zaten Trump yönetimi de “bırakınız yapsınlar” anlayışında. Göreve geldikten sonra Biden döneminin kontrolcü yaklaşımını tamamen terk etti ve <a href="https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/removing-barriers-to-american-leadership-in-artificial-intelligence/" target="_blank" rel="noopener">bir kararnameyle</a> bazı yapay zekâ politikaları yönergelerini yürürlükten kaldırdı. </p>
<p>Yapay zekâ çalışmalarına dair denetimin en alt seviyeye indirilmesine gerekçe olarak Çin’le bu alandaki rekabet gösteriliyor. Bu “teknoloji savaşı” vurgusuyla toplumun farklı kesimlerinden yükselen endişe dolu açıklamalar bastırılıyor, lobi faaliyetlerine akıtılan paralarla da mevcut düzen tek makul olasılık olarak pazarlanıyor. </p>
<p>Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırıldığı operasyondan, İran’a yönelik savaşta hedef belirlenmesine kadar askeri alanda kullanımına dair çıkan haberler de bu alanın “stratejik” değer olarak sunulmasına yol açıyor. Şirketler de kendilerini ulusal güvenliğin neferleri olarak göstermekten geri durmuyor.</p>
<h2>KARŞI ÇIKANLAR NE DİYOR?</h2>
<p>Veri merkezleri, büyük enerji ihtiyacı yaratıyor. Bu da kısıtlı kaynakların fiyatını artırıyor. Bu maliyet önemli bir itiraz konusu. Ayrıca teknolojik altyapının doğurduğu çevre sorunları ve elbette istihdam kayıpları konularında endişeler yüksek sesle dillendiriliyor. Ama bu teknolojiyi bir “milli güvenlik meselesi” olarak çerçeveleyip, halkla ilişkiler kampanyalarına milyonlarca dolar akıtınca bu itirazlar daha az duyuluyor.  </p>
<p>“Dizginsiz yapay zekâ insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturabilir” diyen Amerikan Kongresi’nin önde gelen muhalif isimlerinden senatör Bernie Sanders, liberal-sol kanadın tanınan isimi Alexandra Ocasio-Cortez ile bu konuda <a href="https://www.sanders.senate.gov/press-releases/news-sanders-ocasio-cortez-announce-ai-data-center-moratorium-act/" target="_blank" rel="noopener">kanun tasarısı</a> hazırladı. Tasarıda, yapay zekâ gelişiminin insanlığın güvenliği açısından denetlenebilmesi amacıyla makul bir “duraklama” sağlanması isteniyor.  Ancak teknoloji şirketlerinin güçlü muhalefeti nedeniyle tasarının mevcut Kongre’den geçmesi mümkün görülmüyor.</p>
<p>Bir önemli kaygı da yapay zekânın gözetim ve savaşlarda artan kullanımına dair. Son olarak, Birleşik Krallık’ta Google’ın yapay zekâ alanında çalışanları sendikalaşma kararı aldı. Bu salt kendi hakları için atılmış bir adım değildi. İngiliz The Guardian gazetesine <a href="https://www.theguardian.com/us-news/2026/may/04/google-deepmind-uk-workers-union" target="_blank" rel="noopener">konuşan</a> bir çalışan, “yapay zekânın gerek askerî gerek gözetim uygulamaları yoluyla otoriterliği güçlendirmek için kullanılabileceğine dair kaygılar nedeniyle sendikaya katıldım” diyordu. Bir başka çalışan ise şirkette birçok kişinin İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşta kendi rollerinin dolaylı ortaklığa dönüştüğünü düşünmeye başladığını ve bunun ciddi bir rahatsızlık yarattığını söyledi.</p>
<h2>DİZGİNSİZ REKABET: “SIFIR TOPLAMLI” OYUN</h2>
<p>Yapay zekâ etiği alanında çalışan tanınmış iki bilim insanı, yayımladıkları bir <a href="https://blogs.lse.ac.uk/usappblog/2026/04/02/rather-than-framing-ai-competition-as-a-race-with-china-to-drive-innovation-the-us-should-promote-greater-local-and-global-ai-regulation/" target="_blank" rel="noopener">makalede</a> kuralsız rekabetin gelişmenin önünü açtığı ve etik bir yapay zekâ için Çin’in teknolojik olarak alt edilmesi gerektiği gibi söylemlere karşı çıktılar. </p>
<p>Batı akademisinin ana akım liberal kuruluşlarından London School of Economics için kaleme alınan makalede, öncelikle ABD’de yerel eyalet ölçeğinde düzenleme getirilmesinin yurttaşların pazarlık gücünü artıracağını belirtildi. Böylece Washington merkezli sermaye-iktidar ilişkisine karşı bir panzehir sunulabilirdi. Araştırmacılar sektör raporlarını değerlendirdiler ve sanılanın aksine, yapay zekâ etiği konusunda daha katı kuralları olan şirketlerin daha yüksek kârlar açıkladıklarını ortaya koydular. Yazıda Çin’le rekabet değil, bir düzeyde koordinasyon önerildi. Yapay zekâya yalnızca teknolojiyi kontrol eden azınlığa yarar sağlayan “sıfır toplamlı” bir oyun olarak yaklaşmanın tehlikesine dikkat çeken araştırmacılar, kamu faydası için denetim ve düzenleme önerdiler. </p>
<p>Yaşananlar ABD içi bir sektör tartışması olarak görülmemeli. Burada belirlenen politikalar tüm dünyayı etkiliyor. Trump yönetiminin koruma şemsiyesi altına aldığı büyük teknoloji şirketlerine kamu faydası için diş geçirebilmenin bedeli eskisine göre ağır. Washington’da belirlenen politikalar bizim de burada nasıl ve ne şekilde gözetleneceğimizi, tarafsız bilgiye erişim şansımızı, istihdam olanaklarımızı da etkileyecek. </p>