<p>Önceki gün yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla orman alanları dışına çıkarılan yerler hakkındaki haberleri görünce her zamanki gibi umursamadım. Çünkü bu uygulama o kadar rutinleşmişti ki, üç-dört ayda bir yayınlanan kararlarla ülkenin farklı yerlerinde yirmişer, otuzar hektar alan orman sınırları dışına çıkarılıyor, medya da bu durumla ilk kez karşılaşıyormuşuz gibi haberler yapıyordu.</p>
<p>Meslektaşım <strong>Doç. Dr. Cihan Erdönmez</strong> uyarmasa bu haberlere yine uzak duracaktım. Fakat meslektaşım bu kararla, başta Kızılcahamam’da <strong>3882 hektar </strong>olmak üzere farklı illerde toplam 4300 hektar alanın orman dışına çıkarıldığını söyleyince, yıllardır anlatmaya çalıştığımız “bir imzayla ormanlarımızın çoğunun yok edilebileceği” gerçeğiyle yüz yüze kaldım. Çünkü yürürlüğe girdiği 2018’den günümüze EK-16. maddeyle 25’i aşan farklı kararla toplamda 5 bin hektar civarı alan orman dışına çıkarılmıştı. Şimdi ise <strong>4300 hektar</strong> alan sadece tek bir imzayla orman dışına çıkarılmıştı. Sanki ormanlara karşı bir taarruz başlatılmıştı. Ormanı yağmalayanların ödüllendirildiği bir uygulama olan 2/B ile 662 bin hektar ormanı kaybetmiştik. Şimdi de bir imzayla her seferinde 4300 hektar ormanın yok edildiği bir döneme mi giriyorduk?  </p>

<p>Konuyu bilen herkesin Anayasa’ya aykırı olduğu konusunda hem fikir olduğu Ek-16. madde, yasalaştıktan sonra yapılan itiraza rağmen <strong>Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı bulunmamıştı, üstelik oybirliğiyle.</strong> Oysa bu madde farklı yorumlanmalara çok açıktı ve ileriye dönük olarak ormanlarımızın önemli bir kısmını bu maddeyle kaybetme olasılığı vardı. Ek-16. maddede,<em> “bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlar”</em> içinde Cumhurbaşkanınca belirlenecek alanların orman dışına çıkarılacağı ve orman sınırları dışına çıkartılan alanın iki katından az olmamak üzere yeni orman tesis edileceği yazmakta. Bir yerdeki doğal orman alanını yok ettiğinizde, ister 2 kat, isterse 10 kat olsun yapılan yeni ağaçlandırmalarla onu geri getiremezsiniz. Ormanların ağaç toplulukları olmaktan öte bir ekosistem olduğunu ve bir orman ekosisteminin oluşması için onlarca yıl geçmesi gerektiğini bilen kişiler için bu 2 kat söylemi basit bir algı çalışmasından öteye gitmiyor.</p>
<p><strong>Ek 16. madde Anayasa’ya aykırıdır.</strong> Çünkü Anayasa’da orman dışına çıkarılabilecek alanlar açıkça yazıyor. Tarım dışında farklı alan kullanımları için orman dışına çıkarma işlemi ancak o alan 31 Aralık 1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmişse mümkün olabilir. Bu tarihten sonra sadece <em>“…tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler…” </em>orman alanı dışına çıkarılabilir ve sadece tarım yapmak amacıyla kullanılabilir. Bu alanlar <em>“tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan”</em> yerlerse, tarım dışı amaçlarla kullanıldığı için orman dışına çıkarılması mümkün değildir. </p>
<p>Geriye <em>“bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da <strong>yerleşim yeri oluşturulması uygun olan</strong> taşlık, kayalık, <strong>verimsiz </strong>ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlar”</em> kısmı kalıyor. Buradaki <em>“yerleşim yeri oluşturulması uygun olan” </em>şeklindeki ucu açık, her yana çekilebilir bir ibareyi nasıl yasalaştırabildiklerine şaşırmamak elde değil. Fakat asıl <strong>“verimsiz”</strong> ibaresine takılıyor insan. Çünkü ormanlarımızın yüzde 41’i uluslararası orman tanımına uymadığı için diğer ağaçlık alanlar olarak sayılıyor ve ülkemiz ormancılık literatüründe <strong>“verimsiz”</strong> ormanlar olarak adlandırılıyor. Ey iktidar, bu <strong>“verimsiz”</strong> alanların hepsini yok etme düşünceniz yoksa bile sizden sonra gelenler bu yüzde 41’e göz koymaz mı sanıyorsunuz? </p>
<p>Hatırlatalım; orman sadece ağaç değildir. Orman canlı ve cansız varlıklardan oluşan bir ekosistemdir. Ağaçlar olmasa da orası yine orman sayılır. Yani sadece üzerindeki ağaçlar değil altındaki toprak da ormandır. Bir ormandaki bütün ağaçlar yanarak kül olsa da ağaçlar kesilip yeraltındaki maden çıkarılmış olsa da orası hukuken halen ormandır. Bir yerin orman vasfını kaybetmesi, eğer insanoğlu üzerine beton dökmemişse veya heyelanla önü kesilen nehir göle dönüşüp geride kalan ormanları içine almamışsa<strong> bilimsel olarak da mümkün değildir.</strong> Orman içi açıklıklar; ormanın bir parçası, hayvanlar için beslenme ve su içme alanı, biyoçeşitlilik açısından sıcak noktalardır. Diğer taraftan bu alanları orman dışına çıkarırsanız, orada kurulacak yerleşime ulaşmak için yapılacak yollar için de yine ağaçların kesileceğini, su, elektrik vb. altyapı tesisleri için ormanların yerle bir edileceğini de bilmeniz ve orman içine yapılacak yeni yerleşimlerin yangın riskini artıracağını göz önünde tutmanız gerekir. Eğer bilmez ve göz önünde tutmazsanız, ormanları gözden çıkarmışsınız demektir.</p>