<p>Hep ormanlardan bahsettik. Biraz da çoğunluğun milli parklar olarak bildiği korunan alanlardan bahsedelim. Korunan alanlar, ulusal ve uluslararası ender bulunan doğal ve kültürel kaynak değerlerini, yaşam ortamlarını, yaban hayatını, biyoçeşitliliği korumanın öncelikli olduğu alanlar olarak tanımlanabilir. Burada bahsedeceğim Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün (DKMP) sorumluluğundaki toplam büyüklüğü 3,8 milyon hektar olan farklı statüdeki 1760 korunan alan. Bunlar arasında; milli parklar, tabiat koruma alanları, tabiat parkları, yaban hayatı geliştirme sahaları ve sulak alanlar öne çıkıyor.</p>

<p>İlk kez 2013’te korunan alanların korumadan çok kullanmaya dönük bir anlayışla yönetilmeye başlandığını yazmış ve turizm amaçlı yapılaşmalar nedeniyle korunan alan sınırlarının daraltılığı veya değiştirildiği, turizm ve maden tahsislerini kolaylaştırmak için yapılan düzenlemelerin korunan alanlarda nitelik bozulmasına yol açtığı, bazı korunan alan statülerinin izin vermediği uygulamaların o korunan alanın statüsünün değiştirilmesiyle hayata geçirildiği, korunan alanları planlama çalışmalarının kimler tarafından yapılacağının piyasa koşullarına göre belirlendiği, korunan alanların yönetiminden sorumlu olan DKMP’nin birçok konudaki yetkisinin başka kurumlara devredilmesiyle korunan alan yönetiminin etkinliğinin azaltıldığı ve 2007 yılından sonra gündeme getirilen yeni tabiat parkları anlayışının korumaya değil de rekreasyonel kullanıma dönük bir anlayış olduğu konusunda uyarmıştım.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>∗∗∗</strong></p>
<p>Aradan yıllar geçti ne benim ne de meslektaşlarımın bu konudaki uyarılarımıza kulak veren oldu. Daha da kötüsü <strong>durum o kadar vahimleşti ki, zamanla korunan alanlar kullanılan alan seviyesini aşarak pazarlanan alanlara dönüştü.</strong></p>
<p>Korunan alanlarda yaşanan çatışmaların önemli bir kısmı bu alanların madencilik, turizm ve rekreasyona açılmasından kaynaklanıyor. Bunlarla da yetinilmiyor daha önce odun üretimi yapılmayan korunan alanlarda odun üretim planları yapılıyor. Bu alanları madenciliğe ve turizme açmak için yeni yollar ve binalar yapmaya, cazibe merkezleri oluşturmaya çalışılıyor. Yöreye dışarıdan gelen işletmeciler ve ziyaretçilerin korunan alandan taleplerini karşılamak için inşa edilen altyapı ve üstyapı tesisleri hem korunan alanın ekolojik bütünlüğüne hem de yerel halkın kültürüne ve yaşantısına zarar veriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>∗∗∗</strong></p>
<p>Korunan alanlarda ziyaretçi sayısını arttıracak cazibe noktaları oluşturmak için; otel, bungalov, çadır ve glamping (lüks çadır) alanları vb. konaklama yerlerinin yanı sıra kafe, lokanta, düğün salonu, kır evi düğün alanı, at maneji, cam teras, salıncak, zipline, eğlence parkı, renkli kaydırak, kanyon içi yapay yürüyüş yolları vb. işletmecinin para kazanmasına dönük, alanı betonlaştıran ve kullanım yoğunluğunu arttıran tesisler inşa ediliyor. Kalabalığa hitap eden ve taşıma kapasitesinin çok üzerinde ziyaretçi girişine neden olan, gürültü ve çevre bozulmasını arttıran bu tesisler ekoturizme hizmet edecekleri iddiasıyla yapılıyor. Oysa bu tesisler aslında ekoturizm kapsamında yer almıyor. Çünkü korunan alanların asıl işlevi rekreasyon olmadığı halde ekoturizm etkinliklerine konu olsalar bile bu alanlara insanların girişi sınırlandırılır, ancak bir kısmına o da taşıma kapasitesini (ekosisteme zarar vermeyecek miktar) aşmamak üzere ziyaretçi girişine izin verilir. Fakat AKP iktidarı 2018’deki seçim beyannamesinde 2017 yılında 25 milyon olan ziyaretçi sayısını, 2023 yılında 125 milyona çıkartmayı vaat ettiği zaman buraları korumak yerine, kendine yakın sermaye sahiplerine gelir kapısı olarak çoktan ilan etmişti bile.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>∗∗∗</strong></p>
<p>OGM ve DKMP üst yönetiminin yapması gereken; ormanlar ve korunan alanlardaki biyoçeşitliliği tespit etme, izleme, yönetim ve koruma etkinliğini arttırma gibi çalışmalar olduğu halde, onlar ormanları ve korunan alanları ticarethaneye çevirme derdindeler. Bu işin eğitimini almış olan teknik elemanlar araştırma, envanter, planlama ve koruma gibi görevlere yoğunlaşacak yerde, yapılacak ihaleler, müstecirler (tesis işletmecileri), avlanacak yaban hayvanı sayısı, tahsis edilecek yerler gibi ilgisiz işleri takip etmek zorunda. Neden böyle derseniz; DKMP Genel Müdürünün, yardımcıları gibi orman mühendisi, biyolog, veteriner vb. konuyla ilgili bir meslekten değil de siyasal bilgiler fakültesi mezunu bir vergi uzmanı olması akla geliyor. “Belki de uzmanı olduğu vergi konusuna ağırlık vermek için, işi ticarete çevirerek toplanacak vergileri artırmaya çalışıyordur” desem çok mu ileri gitmiş olurum (!)</p>
<p><strong><em>Uyarı: </em></strong><em>Bu sene bahar yağmurlarının bol olması nedeniyle artan bitki örtüsünün kurumasıyla, ormanlardaki yakıt yükü de oldukça çoğaldı. Bu durum Temmuzun ikinci yarısı ve Ağustostaki yangın riskini oldukça artırdı. Çok dikkatli olmanın zamanı.</em></p>