<p>Eylemde özellikle siyanürle altın ayrıştırma tesisi iddiası, kırma-eleme tesisleri, atıkların çevreye olası etkileri ve tarım alanlarının korunması başlıklarına dikkat çekildi.</p>
<p>Hanyolu Doğa ve Kültür Varlıklarını Koruma Platformu Sözcüsü ve Güvenç Mahallesi Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Ali Şirin, konuşmasıyla maden faaliyetlerinin çevre, tarım, su kaynakları ve insan sağlığı üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.<br>“Bizim için yerin üstündeki yaşam, yerin altındaki altın madeninden daha değerlidir” diyen Şirin, “Buradaki halkın yaşama hakkı, bir şirketin zenginleşmesinden daha değerlidir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Şirin ayrıca Devecı, Boğazgören, Güvenç, Çulhalı, Başak, Erdehen ve Karagöcek mahallelerini etkilediğini belirttiği madencilik faaliyetlerinde çevresel tedbirlerin artırılması ve kırma-eleme tesisinin kapalı sisteme geçirilmesi çağrısında bulundu ve şunları kaydetti: “Bizler hasta ve zengin olmak istemiyoruz. Bizler sağlıklı, huzurlu ve güven içerisinde yaşamak istiyoruz.”</p>
<h2>FERMAN PADİŞAHIN DAĞLAR BİZİMDİR</h2>
<p>Hekimhan Çevre Platformu Sözcüsü ve Bahçedamı Mahallesi Muhtarı Deniz Koç ise doğanın, ormanların, derelerin ve ırmakların korunmasının ortak sorumluluk olduğunu hatırlattı. Koç, Akmara’da açılması planlanan altın madeni projesine ilişkin ise “Hekimhan’ın da İliç olma yolunda ilerlediği yönündeki kaygılarımız artıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdemir ve Polin Madencilik’in demir ve krom sahalarındaki çalışmalarına da değinen Koç, özellikle dere yataklarında biriktirildiğini öne sürdüğü atıkların yoğun yağışlarda çevredeki yerleşim alanları açısından risk oluşturabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi.</p>
<p>Koç konuşmasının sonunda Dadaloğlu’nun sözlerine atıfta bulunarak “Ferman padişahın, dağlar bizimdir. Bu dağlar halkın dağlarıdır. Doğamıza, suyumuza, ormanlarımıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak zorundayız” ifadelerine yer verdi.</p>